brunch etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
brunch etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Haziran 2012 Salı

Hatay Aşçılar ve Turizm Birliği Derneği Kuruluş Brunch'ı

Brunch kavramının ne zaman hayatımıza girdiğini hatırlayan var mı acaba aramızda? O kadar kabullenmişiz, o kadar hayatımızın bir parçası yapmışız ki bu brunch olayını, her pazar  kahvaltısının adı brunch oldu çıktı... Antakya'mızda da doğal olarak hemen her pazar bir brunch organizasyonu düzenleniyor artık. Aslında fena da olmuyor hani, hem eş dost buluşma imkanı buluyorsun hem de yorulmadan keyifle kahvaltını yapıyorsun.. Ama tüm bunlar bu isim olayına takılmama yine de engel değil, pekala pazar kahvaltısı denebilecek bir olaya neden ısrarla brunch dediğimizi anlayamıyorum, hele de yemek dünyası gittikçe yerelleşirken...
İşte yine böyle bir brunch için, geçtiğimiz pazarların birinde Antakya Şehir Kulübü bahçesine toplaştık... Ev sahibimiz, şehrimizde yeni kurulan Hatay Aşçılar ve Turizm Birliği Derneği... Yönetiminde bazıları turizmci, bazıları aileden yemek dünyasının içine doğmuş bir kaç arkadaşımın da olduğu dernek, henüz kısa bir süre önce kurulmuş ama uzunca bir hazırlık süreci geçirmiş bir oluşumun ayakları yere basan nihai hali...
Böyle bir derneğin kurulacağı, hazırlık çalışmalarının yapıldığı haberleri şehrin kulislerinde ilk kez dillendirilmeye başladığında gerçekten heyecanlandığımı ve hatta kıyısından köşesinden de olsa bu işlere meraklı biri olarak bilgi almaya çalıştığımı dün gibi hatırlıyorum.
Bugün kuruluş sürecini tamamlamış olan dernek, aynı zamanda Türkiye Aşçılar Federasyonuna da  ( TAFED ) üye olmuş durumda... Bunu, kalıcı ve profesyonel bir strateji izleneceğinin göstergesi olarak algılamak lazım bence...
Kuruluşlarını duyurmak ve kendilerini tanıtmak amacıyla düzenledikleri brunch için TAFED yönetiminin ve profesyonel aşçıların da  organizasyona gelmiş olmaları ayrıca sevindirici ve bu genç derneğin ne kadar kısa sürede benimsendiğinin ve önemsendiğinin de bir ifadesi olsa gerek...



Gelelim brunchın deyatlarına... Özel şovlar, farklı tadlar, enteresan sunumlar, yerele evrensel yorumlar ve yakın ilgi! beklentisi içinde gittiğimiz organizasyonda aradıklarımızı bulduğumuzu söylemek çok doğru olmaz...  ( Rektör, bir başına oturacak yer ararken, ilginin sadece bizden esirgenmediğini de anlamış olduk. ) Aşçılar derneği brunchına giderken de , üstelik yeni kurulmuş bir dernekten bahsediyorsak, beklentimizin yüksek olmasını da kimse yadırgamaz zannediyorum..
Mekanın düzeni, güneş ve sıcak hava, yetersiz şemsiyeler, erken gelen oturur yerleşim düzeni, katılımcı sayısı ile eşit olmayan oturma imkanı, daha organizasyonun başında bütün hevesimizi kırdı. Neden bu denli bilet satılmışken kapalı mekan temelli çalışılmadı onu anlayabilmiş değilim. Dileğen tabağını alıp, masasını pekala kavurucu güneşin altına kurabilirdi. Üstelik bir süre sonra kapalı mekanı da açmak zorunda kaldılar...


Elbette bu tip organizasyonel eksiklikler yeni kurulmuş bir dernek için gözardı edilebilir (-miş, yani etrafımdakiler öyle diyorlar, ama bence TAFED'e üye olacak ve başkan dahil profesyonel aşçıları ilk organizasyonun da ağırlayacak kadar çıtayı yükseğe koymuş bir dernek için bu kabul edilemez. )
 
Ve tabiki sunumlar, ikramlar, yemekler...  Herşey taze ve lezzetli idi, çeşit bol ve zengin idi, sunumlar gayet şık idi ama nerede şovlar, nerede farklı lezzetler, nerede yıllardır hayali kurduğumuz yeni yorumlar.. Ben mi yanlış düşündüm, kendimi şartlandırdım acaba bilemiyorum.. Sıradan bir sivil toplum örgütünün bilmem kimin yararına yaptığı bir bruncha gider gibi mi gitmeliydim? Yıllardır firik pilavı, oruk, biberli ekmek üçgeninde sıkışıp kalmış Antakya Brunch'ı, hayal ettiğim kurtuluşu hak etmiyor mu acaba ? Yenilikçi lezzetlere alışkın olmadığını düşünen Antakyalı farketmeden neleri yiyor haberi yok oysa ki... Bir tabak risotto'yu elinin tersi ile iteceğine emin olduğum bir çok insan ''Tüffahi''yi ( sulu meyhane pilavı - pirinç ile ) hapur hupur götürüyor ama.. Ya da füme somona burun kıvaran herkes bir diğer tütsülenmiş lezzet ''Firik'' için neden aynı tepkiyi vermiyor ?
 
 




 
 

Yeni kurulmuş bir dernek olmalarından dolayı ve ayrıca organizasyonun amacının tanıtım olduğunu düşündüğümüzde, en azından yapılan konuşmaların dışında küçük bir broşür, katalog, kitapçık  ya da ne bileyim olmadı, bir el ilanı ile, kuruluş amaçları, hedefleri, üyelerinin, yönetim kurullarının kimlerden oluştukları, bu kişilerin eğitimleri, yetkinlik ve donanımları, aralarına kimleri kabul ettikleri, iletişim kanalları, o gün aramızda hangi kıymetli şeflerin olduğu, TAFED ile neler hedefledikleri gibi daha onlarcasını ekleyebileceğim bir çok bilgiyi bizlerle paylaşabilirlerdi, ne de olsa ama kuruluşun ilanı ve tanıtım. Ben bütün bunları araştırdım, ancak  bulamadım. Bir web sayfaları olmaması çok üzücü.. TAFED web sayfası maalesef güncel değil ve orada da adları hiç geçmiyor. Sadece bir Facebook grupları var ama oradan da tatmin edici bir bilgiye ulaşamıyorsunuz... Bu konuda bir an önce bir çalışma yapılması gerektiğini düşünüyorum, zira bu dernek konusunu çok önemsiyor ve ciddiye alıyorum. Böylesi bir derneğin kurulmuş olması bile beni fazlasıyla heyecanlandırmaya yetiyor.





Hatay Aşçılar ve Turizm Birliği Derneği'nin çok ciddi işlere imza atacağına inanıyorum.. Yöneticileri başta olmak üzere tüm üyelerini, şehrin dinamiklerine böylesine bir halka ekledikleri için tebrik ediyorum...

Sevgiyle kalın..

Volkan...

31 Mayıs 2011 Salı

Antakya ve Pazar Kahvaltısı Sorunsalı




Uzun ve yorucu bir işgünü ardından bir kutu Godiva'nın açılması ile tekrar enerji depolamaya başlayan zihnim, geçen haftadan beri yazılmayı bekleyen Özbekistan yazısını hatırlatıyor hemen.. Hatırlatıyor hatırlatmasına ama araya girmesi gereken ve sıcağı sıcağına aktarmam gereken bir yazı bu hafta baş köşeyi kapıyor... Özbekistan yazısı haftaya kalıyor doğal olarak..




Başlıktan da anlaşıldığı gibi konumuz pazar kahvaltısı... Şöyle geç saatlerde başlayıp uzun uzun süren, keyifle yenilen, keyifle içilen, dost sohbetleri ile daha da keyiflenen ve mümkünse tabağın önünüze geldiği huzur dolu pazarlar...




Maalesef çok fazla mekan yok Antakya'da bu tarz bir keyif için, birkaç yıldır gidilen Çınartepe dışında... Çınartepe sunduğu bahçe ve açıkhava avantajı ile özellikle çocuklu ailelerin çok hoşuna giden bir mekan... Elbette benim de bu birkç yıl seve seve gittiğim yerlerden bir oldu..



Ancak son zamanlarda, tercih edilmeye başlayan her mekanın başına gelen Çınartepe'nin de başına gelmeye başladı...



Pazar günü, huzur, açıkhava, güneş, sohbet, dost arayan bünye maalesef bunları bulunca lezzeti en sona bırakıyor, zaten Çınartepe'nin de hiçbir zaman lezzet ile ilgili bir iddiası olmadı, yani pazar gunlerini Çınartepe'de geçirmek isteyenler orayı lezzetli olduğundan değil pazar'a en uygun yer olduğu için tercih ettiler..




Bütün bu sunduklarının yanında ilk zamanlarda görmezden gelinebilen servis problemi ise bugün gelinen noktada tahammül seviyelerini zorlamaya başladı..



Havaların ısınması ile artan müşteri sayısı bu sıkıntıyı tekrar yaşanmaya başladı.




Bu pazar Çınartepe'de kendi kendimize bulduğumuz, mekanın en dibindeki masada geçen bir ( 1) saatin ardından ( bu süre birisi siparişimizi alsın diye geçti, sipariş alınıp yiyecekler gelsin diye değil ) kimsenin orda olduğumuzu fark etmemesi üzerine mekanı terk etmemizle de sonuçlandı...



Buradan mekana çözüm önerileri sıralayacak değilim ama, bulunduğu yörede yaşayanların %50'sinin garsonluk yaptığı bir yerde böyle bir mekan nasıl olur da en azından pazar günleri için yarım gün çalışabilecek 'extracı' bulamaz anlayamıyorum...



Mekanın terk edilmesi yeni bir mekan arayışına itti bizi doğal olarak ve sabah öğlen saat 12:00'ye doğru kendimizi Boğaziçi Restoran'da bulduk. Bir kahvaltı mekanı olmamasına rağmen doğru meze tercihleri ile en alasından bir brunch keyfi yaşatabilecek bir ortam sunabileceğini daha önceden tahmin edememek beni düşündürdü nedense...



Evet açık hava bir mekan değil, ama pencereden içeriye dolan manzara size o kadar da uzak olmadığınızı hissettirecek cinsten...



Sohbeti uzatıp, yemeğe, oradan da künefeye bağlama şansı da sunuyor üstelik.. Bizde aynen öyle yaptık; peynir tabağıi zeytin salatası, demli çay ile başlayan keyfi, soğuk biralarımızla tamamladık derken önümüze gelen çıtır künefe ardından saatler 16:00'yı gösteriyordu..



Farklı bir kahvaltı deneyimi yaşamak isteyen lezzet düşkünlerine duyurulur..




Sevgiler...



Volkan...